8 Şubat 2014 Cumartesi

AVCILAR ADLI TABLOM

                                                     AVCILAR  
Tuval üzeri Yağlı boya
35x70-1991
Özel koleksiyon

 Avcılar adlı tablomun arkasına aldığım notlar.

            O yıllar bir kaç neden den dolayı tuval arkasına notlar alıyordum..
                                  Bir kaç bölüm den oluşuyor.Çok uzun zaman geçtiği için bazı yerleri silinmiş ve kendim dahi okuyamadım.Bu yüzden ... işareti koyduğum satırlar bunu ifade edecek.
                             Avcılar adlı bu eserimin arkasına yazdıklarımı tekrar okuyarak belki o günleri anımsamaya çalışır varsayım da bulunan bir şeyler yazabilirim.
             11-Şubat-1991
             1.Bölüm
                                Güneş doğarken dağlar da,bizden başka kimsecikler yok du.Belki de biz böyle sanıyor duk.
                      Dağlar da güneş doğarken ya da batarken veya ay çıkarken..Hep yalnızsın dır..Yapayalnız..Sen varsın dağlar da kendinle başbaşa..
                                Mehtap lı geceler de veya yürüyüş de ,misafirlerin geldiğin de benim yalnızlığım kadar onlar da yalnız dır.Kalabalık,gürültü,şamata nafile..
                              Bir an,yalnız ca bir an..Şöyle bir göz gezdirirken...Yüzler den bir fark'...'.Gözler yan'maya' ateşe dalmış bakarken görmek yüzlerine gülümser'...'di.'.....'hissediyorum.Bazen de işde '...' ,'oğ...'dediği gibi elim den alıverir.
             Ne var bu dağlar da.ne, ne, ne?
             2. Bölüm
                                  Oğlumla kocam uyandılar.Beni kahvaltı hazırlerken görmek,yüzlerine gülümsememi ister di.Onu dağlara karışmış gördüm.Ürperdim.Korkdum on dan.
             Açıklama:
                                           Dağ da yaşamaya başladığım ilk yıllar da eşimin uzun yıllar bu hayatı yaşamış olmasının verdiği biliş halini anlıyamazdım....Onun bakışların da henüz tanımadığım doğayı görürdüm..Bu beni ürkütürdü..
             3. Bölüm
             Odunlar yanıyor du çıtır çıtır..
             Çaydanlık yan da fokur fokur..
             Oh! Yakdılar birer cigara..
             Zarar lı mararlı demeyin..
             4. Bölüm
                                          Bir bardak çay bir sigara gider di iyi gider di doğrusu..Kaslar gevşemiş.dir.Av mav bahane..Fişeklikler ve kancalar boş boş sallanıyor..Maksat şenlik olsun.
                                    Bizim Ercan geçen de yalnız başına uzun bir dağ yürüyüşüne çıkmış.'Girdim ormanın içine ..Çalılar sürtün de üstüme üstüme takıldı.Yırttı,çizdi..Oh! be..dedim.'diyor.Zevke bak..
             5.Bölüm
                                   Keklik havalandı yanlarından..Köpekler mi kaldır dı ne?'Olsun be!' dedi biri.'Tavuk alırık akşam eve giderken 'dedi diğeri.
Beşer bin lira verip ortak köpek almışlar.
                                   Loto mu ne 250 milyon çıkmış birine..Yüz bin lira bağış yapmış avcılar kulübüne..Avcı da değil üstelik.Avcılar arasın da forsu olacak..Başkan T.. biriken bağışlar la bizim dağlara .'Avlanmak yasak dır 'tabelası diktirmiş.Meğer yabancı avcılar içinmiş o levhalar..Bizden başkası girmesin diyorlarmış.Azaldı ya! hayvan haşat..
             6. Bölüm
                                     Benim eserim de ki avcılar tüfeksiz.Gece oluyor..Soğuğun ısırmasını sever onlar..Hikayeler anlatıyorlar..Yalanlı,eklemeli,gülünçlü..Çıtırtıları ve böcek seslerini dinliyorlar..A....yesin diye domuz da vurmuyorlar..
                                   Çaylar yudumlan dı.Ateş etrafı aydınlattı.Gece her yakayı sarıvermiş di.Etraflarına bakındılar.Oh!,oh ! diyerek..Allah Allah..Bu ne cümbüş be!Amanın be!
            Bu güzellik bir kupa çayın marifeti dağlarda.. 
                        ------------
            Yazı bu kadar dı..Üzerin den 34 sene geçmiş..
            Bu gün ise:
            Bir kadın niye avcıları anlatan bir resim yapar ki?

                                              14 sene Yaşadığım Damlıkavak Yaylasında  doğanın kendisi ile ve gidip gelenler le ilgili yaşadığım birçok anım oldu.İleriki satırlar da görüleceği üzere 
            baş da ağbim olmak üzere ,komşum ve çoğu eşimin akrabası  olan bu resimin kahramanlarının  anlattıkları hikayeleri ilk ağızdan dinleme fırsatım oldu.Onlar bazen ziyaretimize sadece çay içmeye bazen de yetiştirdiğimiz ürünleri almak için gelirler di.Acıklı hikayeleri bile espri ile anlatırlar dı.Şimdi düşünüyorum da..Ben ilk kez av hikayelerini ağbim den dinlemişim.Dağları da zaten ilk onun sayesinde tanıdım..Ava gitmek özgürlük,doğada yalnız başına dolaşabilmek miy di..Adı sadece Avcılar olan bu adamlar için evden biraz uzaklaşmak ve farkın da olmadan kendine yaklaşmak mıy dı?
            Sonraki yıllar da tanıdığım bir bey ise harika bir av hikayesi anlatmış dı.Onlar tahta tüfekler le çıkıyorlar avı gördüklerinde ise nişan alıyor ağızların dan çıkardıkları 'booomm' sesi ile  canlıyı ürkütüp kaçırıyorlar dı.
                     Ben resimlerim de güzelliği işledim.Dağlar da hissettiğim,ruhuma,bedenime,düşüncelerime iyi gelenin enerjisini resimlerime aktarmaya niyet ederek yaptım..İzleyenlerin hissedeceklerini biliyordum..Bu harika bir deneyim di ve uzun yıllar dır beraberce bunu yapmaya devam ediyoruz.


            Geçen yıllar dan birin de tam da armut bahçesinde yaptığım uyduruk bek yerinde gelmesi muhtemel domuzları bekliyordum.Komşu bağlar dan uğultular,açık bırakılmış radyo sesleri geliyordu.Benim etrafa gezdirdiğim el lambasının ışığını gören ve takırtılarımı duyanlar bağırıp sesleniyorlar dı.Bu radyo sesi birbirlerine bağırıp çağırmalar karanlık da dolaşıyor gizemli bir uğultu olarak etkileyici bir hal alıyordu.Muhtemel domuzlar da bağlarda yetişen üzümler den vazgeçip sahipsiz alanlara yol alıyordu..
            Bodrum da yazlık bir site de yaşayan arkadaşımın yabani domuzlar için yaptırdıkları havuzu ve hatta eliyle yedirdiği özel yiyecekleri izleyince domuzların da kaderi var demeye başladım..
                   Uyumamak için telefona göz gezdirirken  gelen bir yorumla öfkeyle sıçradım.Sanırım domuzlar da benden ürküp o gece gelmediler.
            Yorum hatırladığım kadarıyla şöyle bir şey di.Beni toplumsal sorunlarla ilgilenmediğim ve güzel şeyleri resmettiğim için eleştiriyor du.Ona hiç bir sergime gelerek beni onurlandırmadığını,halen hazır da da topluma armut yedirmek için dağ da ağaç tepesinde bek yerinde olduğumu yazdım.Anı yansıtan bir video çekdim ve yolladım.Umarım videoyu bulur buraya yerleştirebilirim.Benim tahta tüfeğim de yok.Benim yöntemim  büyük bir yağ tenekesine odun parçasıyla vurarak ses çıkarmak dı..
                                           Bahçemizin güzel armut ağacı.



                                          Davulcu tokmağı değil domuzcu taktağı.

                                                     Domuz savar ve bek yeri..

           Kimsenin kimseyi eleştirmeye hakkı olmadığını yıllar içinde öğrendim.Resim de ki kahramanlar dan birinin de arkadaşına 'sen de balık tutup yiyorsun 'dediğine daha sonraları şahit oldum.Kesilip paketli önüme gelince ben de yiyorum.Onun bir canlı olduğunu hatırlamıyor lezetli bir yemek olduğunu sanıyorum.Ama ailecek ,aileden biri olduğu için kendi tavuğumuzu keçimizi hiç yemedik yemiyoruz .Aileden biri çünki..
            Tanıdığım özlerinde hepsinin sevgi dolu olduğunu bildiğim bu adamlar dan dinlediğim hikayeler çokca da işime yaramış dır..
            34 sene önce yaptığım bu resim için sizlere ve beni onurlandıran bir Beyefendiye çok teşekkür ederim..
                          
             



1 yorum: